“Sahadan ve üretim bölgelerinden aldığımız ilk veriler, önümüzdeki sezonda tarihin en güçlü ve en yüksek rekoltelerinden birine şahitlik edeceğimizi net bir şekilde ortaya koyuyor” diyen Uygun; “Ağaçlarımızdaki verimlilik ve doğa, bizlere muazzam bir ürün bolluğunun müjdesini veriyor. Ancak bu ürün bolluğu, doğru politikalarla yönetilmediği takdirde üretici için bir fiyat krizine, ihracatçı için ise stok yüküne dönüşebilir. Bu devasa rekolteyi katma değere dönüştürebilmemiz için dökme, varilli veya ambalajlı ayrımı yapılmaksızın tüm ihracat kanallarının açık kalması sektörümüzün geleceği için çok önemli. İhracatçının önünü görebilmesi ve uluslararası alıcılarla uzun vadeli büyük tonajlı kontratlar imzalayabilmesi için bu güvence hayati önemde. Bolluk döneminde iç piyasada üretici fiyatlarının maliyetlerin altına düşmesini engelleyecek, aynı zamanda dış pazarlarda rekabetçi fiyatlarla agresif bir pazarlama yapmamızı sağlayacak esnek mekanizmalar devreye alınmalıdır. Bununla birlikte, tarlada zorlu şartlar altında üretim yapan çiftçimizin korunması adına zeytin ve zeytinyağına yönelik üretici desteklerinin acilen artırılması da bu sürecin en kritik parçasını oluşturmaktadır” dedi.
Enerji, işçilik, sulama, hasat, ambalaj, lojistik ve finansman giderlerindeki yükselişin durdurulamadığının altını çizen EZZİB Başkanı Uygun şöyle devam etti: “Bu tablo üreticilerimiz, sanayicilerimiz ve ihracatçılarımız üzerinde ağır bir maliyet baskısı oluşturmaktadır. Bu maliyet artışlarının döviz kuru gelişmeleriyle dengelenemediği dönemlerde, ihracatçılarımızın uluslararası pazarlarda rekabetçi fiyat sunabilmesi imkânsız hale gelmektedir. Özellikle önümüzdeki büyük rekolteyi dünyaya pazarlarken rakiplerimizle fiyat savaşına girebilmemiz için öngörülebilir bir kur politikası şarttır. İhracatçının mevcut pazarlarını koruyabilmesi ve yeni rekolteye pazar bulabilmesi için maliyet-kur dengesinin sektörün ihtiyaçları gözetilerek acilen yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın yüzde 3 döviz dönüşüm desteğinin yüzde 10’a çıkarılmasını bekliyoruz.”
Üretimdeki başarı ihracat politikalarında sağlanamadı
Zeytin ve zeytinyağı sektörünü; sıfır ithal girdi bağımlılığıyla net döviz kazandıran, ekonomimizin en stratejik can damarlarından birisi olarak tanımlayan Uygun, “Yakın geçmişte hayata geçirilen doğru tarım uygulamaları ve üreticilerimizin yoğun emeği sayesinde Türkiye’nin zeytinlik sahaları genişlemiş; ülkemiz sofralık zeytinde birinci, zeytinyağında ise ikinci sıraya yükselerek küresel ölçekte devasa bir güce ulaştı. Ancak bu büyük üretim gücüne rağmen, ihracat politikalarımızda ve uluslararası pazarlarda karşılaştığımız tablo; maliyet baskıları, kur politikaları ve idari kararlar açısından dikkatle, öngörüyle ve özeleştiriyle değerlendirmemiz gereken yapısal bir süreçten geçmekte” diye konuştu.
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu üyeleriyle birlikte “Basın Buluşması”nda konuşan EZZİB Başkanı Emre Uygun, zeytin ve zeytinyağı İhracat rakamları hakkında da bilgi verdi. Uygun şöyle konuştu; “31 Mayıs 2026 sonu itibarıyla netleşen sezon verilerimize göre toplam sektör ihracatımız 260 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Geçtiğimiz sezonun aynı dönemiyle kıyasladığımızda, küresel fiyatlardaki gerileme ve iç piyasaya yönelik idari tedbirlerin birikimli etkisiyle toplam ihracat gelirlerimizde yaklaşık yüzde 34 oranında bir düşüş yaşandığını görüyoruz. Bu süreçte sofralık zeytin ihracatımız 172,5 milyon dolarla güçlü seyrini korurken, zeytinyağı ihracatımız değer bazında yüzde 62’lik bir düşüşle 69 milyon dolara gerileyerek hem miktar hem de değer bazında ciddi bir daralma ile karşı karşıya kaldı. Katma değerli ve ambalajlı ihracat elbette her zaman nihai hedefimizdir; ancak küresel rakiplerimizle rekabet edebilmemiz için dökme ve ambalajlı ürün dengesini yasaklarla değil, serbest piyasa koşullarının işlediği öngörülebilir politikalarla yönetmek zorunda olduğumuz bu rakamlarla bir kez daha açıkça ortaya çıktı.”
Finansmana erişim kolaylaştırılmalı
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği üyelerinden kendilerine ulaşan en acil talebin, finansmana erişimin kolaylaştırılması yönünde olduğunu vurgulayan EZZİB Başkanı Uygun, “Üretim ve ihracat süreçlerinde yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalan firmalarımızın finansman yükünü hafifletecek, rekabet güçlerini korumalarını sağlayacak destek mekanizmalarının güçlendirilmesi ve döviz dönüşüm desteği gibi can suyu olan uygulamaların artarak devam etmesi en temel beklentimizdir. İhracatçımıza nefes aldıracak bu enstrümanların esnetilmesi ve sektörel ihtiyaçlara göre optimize edilmesi hem üretim gücümüzün korunmasına hem de ülkemizin döviz arzına çok güçlü bir katkı sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
Tarımda tahminlerle değil, verilerle yönetilen bir döneme geçmek zorundayız
2025/26 sezonuna girerken Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi tarafından açıklanan 310 bin ton zeytinyağı rekoltesinin sektörde karşılık bulmadığı imasında bulunan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Emre Uygun, rekoltenin doğru tespit edilmesinin önemine dikkati çekti.
Sektörün önünü görebilmesi için saha sayımlarının ve rekolte tahminlerinin hata payını en aza indirecek bilimsel yöntemlerle güncellenmesi gerektiğinin altını çizen Uygun, “25 Mart’ta düzenlediğimiz Sektör Çalıştayımızda, dünyanın en büyük üreticisi olan İspanya’dan Tarım Bakanlığı uzmanlarını ağırlamış ve ülkelerindeki bilimsel rekolte tahmin yöntemleri ile zeytinyağı takip sistemlerini yakından incelemiştik. Hedefimiz, orada gördüğümüz veriye dayalı vizyonu ülkemize kazandırmak ve yaklaşan bu büyük üretim dalgasını geleneksel tahminler yerine teknolojinin ışığında, kesin verilerle yönetebilmektir. Bu amaçla, Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitüsü ile geçtiğimiz günlerde bir araya gelerek ilk önemli adımı attık. Enstitümüz ile gerçekleştirdiğimiz çok verimli istişare sürecinde, tıpkı İspanya’daki örnekte olduğu gibi tarladan sıkım tesisine, depolardan ambalaja kadar uzanan tüm süreci şeffaf bir şekilde izleyebileceğimiz entegre bir Çevrimiçi Zeytinyağı Üretim Takip Sistemi’nin kurgulanması üzerine fikir alışverişinde bulunduk. Bornova Zeytincilik Araştırma Enstitümüzün köklü kurumsal birikimi ile bu küresel vizyonu doğru bir zeminde buluşturmayı çok önemsiyoruz. En yakın zamanda hazırladığımız taslağı Tarım Bakanlığı’na sunacağız. Bu dijital altyapı ve teknoloji odaklı rekolte tahmin çalışmaları hayata geçirilebildiği takdirde; kayıt dışılığın önüne geçilecek, gerçek stok miktarları anlık izlenebilecek ve böylece ani fiyat dalgalanmalarına karşı yasaklayıcı değil, veri odaklı ve öngörülebilir koruyucu politikalar geliştirilebilecektir” diyerek sözlerini noktaladı.
Uzak ülkeler stratejisiyle uyumlu çalışıyoruz
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı M. Kadri Gündeş, Ticaret Bakanlığı’nın ‘Uzak Ülkeler Stratejisi’ kapsamında; ABD, Kanada, Japonya, Brezilya ve Avustralya gibi yüksek potansiyelli stratejik pazarları odaklarına aldıklarını sektörel ticaret heyetleri gerçekleştirdiklerini ve yeni dönemde de bu organizasyonlarımıza hız kesmeden devam edeceklerini dile getirdi.
“Küresel pazarlardaki varlığımızı sadece ticaret heyetleriyle sınırlı tutmuyor, dünyanın en prestijli fuarlarında yer alıyoruz” diyen Gündeş; “ABD’de, biri New York’ta diğeri Kaliforniya’da düzenlenen Kuzey Amerika’nın en önemli iki gıda fuarında, Japonya’da Foodex Japan’da ve Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nda ülkemizi ve Türk zeytin-zeytinyağı sektörünü en profesyonel şekilde temsil ediyoruz. Uluslararası alandaki bu pazarlama ağımızı, küresel rekabetçiliğimizi artırmak adına yeni UR-GE projemizle de desteklemeyi planlıyoruz. Firmalarımızın ihracat kapasitesini ve kurumsal altyapısını güçlendirmeyi amaçladığımız bu proje, yeni pazarlara açılma stratejimizin önemli adımlarından biri olacaktır. Bu küresel organizasyonlar ve projeler, bizim için yalnızca birer ürün sergileme alanı değil; önümüzdeki yüksek rekolte döneminin pazar altyapısını şimdiden kurduğumuz stratejik zeminlerdir. Amacımız, ihracatçımızın geleceğini küresel ölçekte garanti altına almaktır” diye konuştu.
İspanya, İtalya ve Yunanistan’ın turizm ve zeytinyağını birlikte öne çıkararak başarılı olduklarına da temas eden Gündeş, Türkiye’nin turizm ve zeytinyağı sektörlerini öne çıkaran tanıtım kampanyaları yapması halinde her iki sektörün de güç kazanacağını sözlerine ekledi.
Küresel pazarda kalıcı olabilmek için gıda güvenliği standartlarına uyum şart
Türk zeytin ve zeytinyağı sektörünün küresel pazarda kalıcı olabilmesi için, sadece miktarsal üretim gücümüzle değil, uluslararası gıda güvenliği standartlarına uyum sağlamasının zorunluluğuna vurgu yapan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Rahmi Balsarı, Avrupa Birliği ülkelerinde Mosh Moah olarak tanımlanan mineral yağ kalıntıları üzerine yeni standartlar/metotlar geliştirildiğini bu bulaşanlara karşı bitkisel yağlarda ve zeytinyağında toleransın neredeyse sıfıra indirildiğini, bu durumun zeytinyağı ihracatı üzerinde ciddi bir risk oluşturduğunu ifade etti.
Kaynak: (KAHA) Kapsül Haber Ajansı
