Gökyüzünün derinlikleri keşfedildikçe, devletler ve özel girişimler devasa bütçelerle galakside varlık gösterme yarışı içine giriyor. Ama bu arada, insanlığın başka gezegenlere adım atma arzusu, beraberinde göz ardı edilen ciddi bir biyolojik riski de getiriyor.
Uzaydan gelebilecek mikroskobik canlıların Dünya ekosistemine bulaşması ya da kendi araçlarımızın diğer gök cisimlerini kirletmesi, bilim dünyasının uzun süredir gündeminde olan bir konu. Bu endişe aslında oldukça eski; NASA henüz resmi olarak kurulmadan iki yıl önce dahi uzmanlar benzer tehlikeleri dile getiriyordu. Ay’a ilk kez ayak basan Apollo 11 astronotları bile Dünya’ya döndüklerinde, olası tehditlere karşı üç hafta boyunca sıkı bir karantinada tutulmuştu.
Günümüzde, eski bir Pentagon stratejisti ve istilacı türler konusunda uzman bir biyolog, uzay ajanslarına yönelik dikkat çekici bir uyarı yayımladı. Mevcut laboratuvarların veya dünya üzerindeki hiçbir tesisin, uzaydan gelebilecek bulaşıcı ve ölümcül patojenlere karşı tam güvenlik sağlamayacağı düşünülüyor. Uzmanlar, riski minimize etmek için radikal bir adım atılmasını öneriyor. Bu öneri, Ay yüzeyinde kurulacak, tamamen otonom ve biyolojik izolasyona sahip bir araştırma merkezinin inşasını da kapsıyor.
Frederick Moxley ve Anthony Ricciardi, bu fikri temellendirirken Uluslararası Uzay İstasyonu’nda meydana gelen korkutucu bir vakaya dikkat çekiyor. İstasyonun zorlu şartlarında bulunan bir bakteri türü, yerçekimsiz ortamda geçirdiği değişimle antibiyotiklere karşı dirençli hale geldi. Bu durum, uzaydaki tehdidin sadece yabancı gezegenlerle sınırlı kalmadığını kanıtlıyor. Astronotlar veya insansız araçlar, Dünya kaynaklı hastalıkları yanlarında götürdüğünde, bu organizmalar uzay radyasyonu altında hızla evrimleşip durdurulamaz mikroplara dönüşebiliyor.
Ay yüzeyinde kurulacak otonom laboratuvar
Ambio dergisinde yer alan araştırmaya göre, mutasyona uğramış bu canlıların kontrolsüz şekilde Dünya’ya taşınması, telafisi imkansız bir biyolojik istilaya neden olabilir. İkilinin sunduğu Ay laboratuvarı, Dünya ile uzay arasında adeta bir güvenlik duvarı işlevi görecek. Sistem, tamamen robotik bir altyapı üzerine kurulacak.
Örnekler üzerinde gerçekleştirilen tüm inceleme ve sterilizasyon işlemlerinde insan teması kesinlikle olmayacak. Maddelerin zararsız olduğu bilimsel olarak kanıtlanmadan hiçbir numunenin Dünya’ya getirilmesine onay verilmeyecek. İstilacı türlerin ekosistemleri nasıl hızla yok ettiğini belirten uzmanlar, geçmişteki karantina önlemlerini hatırlatarak uzay ajanslarını bu yeni güvenlik stratejisini dikkate almaya çağırıyor.


