İnsanlığın gökyüzündeki en büyük yapısı, yani Uluslararası Uzay İstasyonu, yakında okyanusun derinliklerine gömülecek. Ancak NASA’nın emektar istasyonu gökyüzünden indirme senaryosu, çevre örgütleri ile devlet denetçileri arasında büyük bir tartışmanın fitilini ateşlemiş durumda.
Resmi takvime göre süreç, 2028 yılında istasyonun Rus segmenti tarafından yapılacak manevralarla başlayacak. Hemen ardından, SpaceX tarafından üretilen özel bir araç yapıya kenetlenecek ve istasyonu okyanusa doğru itecek. 2030 sonu veya 2031 başında gerçekleşmesi beklenen bu nihai hamle, Pasifik’in en ücra noktası olan Nemo Noktası’nı hedefliyor.
Merkezi Washington’da bulunan Okyanus Vakfı Başkanı Mark Spalding, bu operasyonun uluslararası hukukta ciddi bir korumasızlık yarattığı görüşünde. Mevcut Uzay Sorumluluk Sözleşmesi, düşen enkazın bir devlet toprağına zarar vermesi halinde fırlatıcı ülkeye tazminat yükümlülüğü getiriyor. Ne var ki söz konusu açık denizler olduğunda uzay ajansları için hiçbir yasal temizlik veya rehabilitasyon zorunluluğu yok. Kurumlar, enkazın düşüşünü kontrol edebildikleri her an yasal boşluktan faydalanıp okyanusları hedef seçiyor.
Futbol sahası büyüklüğündeki bu kütlenin atmosfere girişi sırasında her parçanın yanmayacağı bir gerçek. Yoğun metaller deniz tabanına çöktüğünde oradaki hassas ekosisteme ne olacağı ise tam bir muamma. Üstelik bu devasa düşüşün kümülatif atmosferik etkileri de henüz yeterince incelenmedi. Spalding, ulusal yetki alanlarının dışındaki deniz çevresini korumayı amaçlayan yeni Açık Denizler Anlaşması’nın (BBNJ) bu operasyon için devreye sokulması gerektiğini savunuyor.
Operasyon öncesi şeffaflık talebi
Okyanus Vakfı, pasifik sularına yapılacak bu tehlikeli operasyondan önce acil adımlar atılmasını istiyor. Çevre uzmanlarının öncelikli talepleri şu şekilde:
- Deniz tabanına inecek enkaz alanı ve atmosferik zararlar için kapsamlı bir etki değerlendirmesi yapılması,
- Suya gömülecek tüm malzemelerin listesinin kamuoyuna dürüstçe açıklanması,
- Londra Protokolü ve BM Deniz Hukuku Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerin hukuki analizinin tamamlanması.
Açık denizlerin hakkını savunacak egemen bir sahibi bulunmuyor. İnsanlık, uzaydaki başarılarının faturasını korumasız deniz ekosistemlerine kesmekten vazgeçmek zorunda. İstasyonun planlanan bu sonu, uluslararası sulardaki yasal boşlukların kapatılması adına tarihi bir dönüm noktası olabilir.





