Uzaydaki en büyük yaşam kaynağımız olan Güneş, dışarıdan bakıldığında her ne kadar sessiz ve parlak bir küre gibi görünse de iç dünyasında işler hiç de öyle ilerlemiyor. Bilim insanları uzun süredir yıldızın kalbinden yükselen ses dalgalarını takip ederek iç yapının haritasını çıkarıyor. Helyosismoloji adı verilen bu özel yöntem sayesinde, tam kırk yıllık devasa bir veri havuzu incelendi.

Birmingham Güneş Titreşimleri Ağı (BiSON) bünyesinde yer alan altı gelişmiş teleskobun 1987 yılından bu yana topladığı bu veriler, yıldızın ritmik kalp atışlarında daha önce hiç karşılaşılmamış kalıcı bir değişimin başladığına işaret ediyor. Normal şartlarda Güneş, sakinlik ile patlamaların zirve yaptığı dönemler arasında mekik dokuduğu 11 yıllık periyotlar yaşıyor. Şu günlerde ise 25. Güneş Döngüsü ad verilen sürecin tepe noktasını henüz arkamızda bıraktık. Ancak Monthly Notices of the Royal Astronomical Society dergisinde yer bulan yeni bir araştırma, farklı bir kopuşu gözler önüne serdi. Yıldızın derinliklerindeki titreşim frekansları ile yüzeyinde gözlenen geleneksel hareketlilik arasındaki bağ, 23. döngüden bu yana ilk kez koptu. Geçmişteki 24. döngü beklenmedik derecede sönük kalmıştı. İçinde bulunduğumuz 25. döngü de yüzeydeki lekeler açısından zayıf bir profil çiziyor. Buna karşın, derinlerden gelen sismik sinyaller içerideki yapının aslında son derece güçlü ve hareketli olduğunu net bir şekilde kanıtlıyor.

Manyetik güç yüzeyin altına sıkışıyor

Yıldızın merkezinden yükselen farklı frekanstaki titreşimler, iç yapıda ciddi bir yeniden yapılanma yaşandığını gösteriyor. Güneş’in uzay havasına yön veren muazzam manyetik kuvveti, her yeni döngüde daha sığ bir alana sıkışmaya başladı. Bu güç, doğrudan gözlemlenebilen fotosfer tabakasının hemen altında toplanıyor.

Araştırmaya liderlik eden Profesör Bill Chaplin, yıldızın kendi içinde yükselip alçalan aktif bir biyoritmi bulunduğunu, fakat yüzeydeki ölçümlerin bu saklı hikayeyi anlatmada yetersiz kaldığını belirtiyor. Chaplin’e göre Güneş, onlarca yıla yayılacak tamamen farklı bir davranış modeline geçiş yapıyor olabilir. Manyetik aktivitenin her döngüde yüzeye biraz daha yakın bir noktaya hapsolması, astronomi tarihinde ilk kez kaydedilen bir durum olarak dikkat çekici.

Yale Üniversitesi çatısı altında çalışmalarını sürdüren Profesör Sarbani Basu da bu sıra dışı durumu onaylayan isimler arasında. Basu, iç titreşimler ile yüzey hareketleri arasındaki bu yeni ilişkinin sadece zayıflayan manyetik alanlarla açıklanamayacağını vurguluyor. Eldeki veriler, Güneş’in manyetik enerjiyi yüzey altında depolama ve saklama biçimini tamamen değiştirdiğini gösteriyor.

Bu değişim, Dünya’daki yaşam için de kritik bir önem taşıyor. Çünkü Güneş’te meydana gelen bu yer değişimleri; yörüngedeki uyduları, küresel iletişim ağlarını ve yeryüzündeki elektrik şebekelerini tamamen felç edebilecek jeomanyetik fırtınaları tetikleme gücüne sahip. Uzay hava durumunu gelecekte doğru tahmin edebilmek, artık yıldızın alt katmanlarında yaşanan bu yapısal dönüşümü ne kadar iyi çözebileceğimize bağlı.

Bilim dünyası şimdi, derinlerdeki bu hareketliliğin kalıcı bir dönüşüm mü yoksa geçici bir evre mi olduğunu anlamaya çalışıyor. Araştırma ekibi, bu büyük gizemi aydınlatabilmek adına BiSON teleskop ağını kullanarak mevcut döngünün kalan yıllarını ve 2030 civarında başlaması beklenen 26. döngüyü yakından izlemeyi sürdürecek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir