Yaşamın milyarlarca yıl önce okyanus tabanındaki hidrotermal bacalarda filizlendiği fikri, bilim dünyasında uzun süredir kabul görüyor. Ancak bazı araştırmacılar, hayatın kökenini sadece kendi gezegenimizle sınırlandırmak istemiyor.
Kozmik tozlar, asteroitler ve kuyruklu yıldızlar vasıtasıyla mikroorganizmaların uzayda seyahat edebileceğini öne süren panspermia hipotezi, son dönemde ilginç bir yön değişimi yaşadı. Genelde yaşamın dışarıdan dünyamıza yaşam taşındığı düşünülürken, yeni bir matematiksel modelleme tam tersi bir senaryoyu gündeme getirdi. Tiflis Özgür Üniversitesi’nden araştırmacı Zaza Osmanov, International Journal of Astrobiology dergisinde yayımlanan çalışmasında, Jüpiter’in uydusu Europa’daki olası mikrobiyal hayatın kaynağının doğrudan Dünya olabileceğini iddia ediyor.
Peki dünyadaki organizmalar milyonlarca kilometre ötedeki bir uyduya nasıl ulaşabilir? Geçmiş çalışmalar, atmosferin üst katmanlarındaki toz taneciklerinin, uzaydan gelen kozmik parçacıklarla çarpışarak gezegenin kütle çekiminden kurtulabileceğini kanıtlamıştı. Profesör Osmanov, Dünya üzerinde yaşamın en az 3,55 milyar yıldır var olduğunu hatırlatarak gezegenimizin bu süre boyunca uzay boşluğuna sürekli biyolojik materyal fırlattığını hesapladı. Kalın buz kütlesinin altında devasa okyanuslar barındıran Europa ise bu transfer için en uygun hedef olarak seçildi. Bilim insanı, bakterileri içinde koruyabilecek büyüklükteki tozların yörünge rotalarını ve Jüpiter sistemine varış sürelerini içeren kapsamlı bir simülasyon hazırladı. Hesaplamalarda, çarpışma sırasındaki aşırı ısınmaya rağmen mikropların canlı kalabileceği kritik dengeler de tek tek formüle edildi.
Komşu gök cisimleri arasında mikrobiyal takas
Hazırlanan matematiksel modelleme, Europa’nın 30 ila 80 milyon yıl yaşındaki dinamik yüzeyine bu dönemde Dünya kaynaklı katrilyonlarca parçacığın çarptığını gösteriyor. Osmanov’un teorisine göre, bu organik maddeler buz çatlaklarından sızıp alttaki okyanusa ulaştıysa, şu an o karanlık sularda tamamen Dünya kökenli bir mikrobiyal yaşam gelişmiş olabilir.
Tabii ki bu durum, bakterilerin uzay radyasyonuna ve dondurucu soğuğa ne kadar dayanabileceği sorusunu da beraberinde getiriyor. Yine de uzmanlar Güneş Sistemi içindeki bu yerel biyolojik transferi imkansız görmüyor. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) bünyesinde çalışan gezegen bilimci Profesör Ben Weiss, gezegenlerin biyolojik olarak birbirine tamamen kapalı olmadığını belirtti. Hatta Mars’tan Dünya’ya milyarlarca ton kaya parçasının taşındığı, bazen yumruk büyüklüğündeki bir Mars taşının sadece bir yılda dünyamıza ulaştığı biliniyor. Gezegenimizin kendi yaşamını dışarıya ihraç edip etmediği, önümüzdeki yıllarda Europa’ya düzenlenecek yeni uzay seferleriyle kesin olarak anlaşılacak.




