İBB Kültür AŞ Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal’ın kaçırılması, Türkiye’de benzeri örneklerin pek olmamasının da etkisiyle kamuoyunda büyük şaşkınlıkla karşılandı.
Kaçıranların amacına dair kamuoyunda henüz kesin bir şey bilinmiyor.
Karaal, olayın ardından verdiği ifadede, kendisini alıkoyan kişilerin, Ekrem İmamoğlu ile İBB Kültür AŞ eski Genel Müdürü Serdal Taşkın’ın adının vererek önce 300 kilo, daha sonra da 500 kilo altın istediklerini söyledi.
12 MART DÖNEMİNDEKİ KAÇIRILMA VAKALARI
Türkiye’nin geçmişinde kamuoyuna yansımış ve gündem olmuş kaçırma vakaları çok fazla yok.
Kaçırılma vakaları en yoğun olarak 1971’deki 12 Mart muhtırasının hemen ardından yaşandı. O zaman kendilerini “Milli Demokratik Devrimci” diye tanımlayan Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan’ın öncülüğündeki grupların politik hedefli eylemleri olarak öne çıktı.
Kaçırılma vakalarının bazıları 12 Mart sonrasında “cuntaya geri adım attırma” pazarlığı hedefli, bazıları ise “halk için mücadele eden örgüt”lere finansman sağlamak amaçlı düzenlendi.

İSRAİL BAŞKONSOLOSU ÖLDÜRÜLDÜ
THKP-C örgütünü kuran Mahir Çayan ve arkadaşları tarafından 17 Mayıs 1971’de İsrail Başkonsolosu Efraim Elrom’un, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının serbest bırakılması amacıyla kaçırılması, bu örneklerden en bilinenlerinden.
Çayan ve arkadaşlarının niyeti, Elrom’u serbest bırakmalarının karşılığında Deniz Gezmiş’lerin serbest bırakılmasına ikna etmekti.
Devlet tarafından bir adım gelmeyip, kendilerini ve Elrom’u arama faaliyeti yoğunlaşınca Elrom’u öldürerek kaçtılar.

KIZILDERE İNGİLİZ TEKNİSYENLERİN DE SONU OLDU
Mahir Çayan ve arkadaşları, 30 Mart 1972’de Kızıldere’deki çatışmada öldürülmeleri öncesinde Ordu Ünye’deki NATO Radar üssünden yine Elrom’un kaçırılmasında olduğu gibi Deniz Gezmiş’lerin idamını engellemek niyetiyle daha sonraki yıllarda istihbarat görevlisi oldukları açıklanacak olan 2 İngiliz ve 1 Kanadalı teknisyeni kaçırdı.
Kızıldere’deki çatışmanın hemen başında da öldürmüştü.

DENİZ GEZMİŞ 4 ABD’Lİ ASKERİ KAÇIRDI
THKO örgütünü kuran Deniz Gezmiş ve arkadaşları ise yakalanmalarından önce 4 ABD’li askeri kaçırdı ve fidye istedi.
Daha sonra fidye ödenmemesine rağmen ABD’li askerleri bıraktılar.

PSİKİYATRİSTİN OĞLUNU KAÇIRDILAR
O dönemin az bilinen kaçırma eylemi ise Alaeddin Yavaşça tarafından bestelenen bir esere konu oldu.
Deniz Gezmiş’in lideri olduğu THKO’nun mensupları tarafından 15 Nisan 1971’de psikiyatrist Rahmi Duman’ın Saint Georg Avusturya Lisesi’nde okuyan 15 yaşındaki oğlu Hakan Duman, devrimci gençler tarafından kaçırıldı.
Örgüt faaliyetleri için paraya ihtiyaç duyan THKO’lular, psikiyatrist Rahmi Duman’ın, Bakırköy İncirli’deki köşkünde yüklü miktarda para tuttuğu bilgisini aldı.
Daha sonra mahkemede verdikleri ifadede, Rahmi Duman’ın, askerlik çağına gelen kişilere para karşılığında askerlikten kurtulmalarını sağlayan usülsüz raporlar verdiği için onu hedef seçtiklerini söylediler.

KASANIN ANAHTARINI BULAMADILAR
THKO’luların ilk başta çocuk kaçırma niyeti yoktu. Duman ailesinin ikamet ettiği Bakırköy İncirli’deki köşke gidip evde tutulan parayı alıp gitmeyi hedefleyen THKO mensupları, silahlı şekilde eve girip Rahmi Duman’ın eşi Mualla Duman, oğulları Cengiz Duman ve Hakan Duman ile evdeki çalışanların ellerini bağladı.
Ancak kasanın anahtarı, o sırada evde bulunmayan Rahmi Duman’ın üzerindeydi. THKO’lular, bu nedenle Rahmi Duman’ı beklemeye karar verdi.
Ancak ailenin büyük oğlu Cengiz Duman bulduğu bir boşlukta ellerinin bağını çözerek kaçmayı başardı.
THKO’lular bir süre sonra Cengiz Duman’ın haber verdiği polislerin eve yaklaşmakta olduğunu görünce evin küçük oğlu Hakan Duman’ı yanlarına alarak kaçtı.

“TAVLA OYNADIK”
THKO’lular 3 gün boyunca Feriköy’de bir adreste tuttukları Hakan Duman için 250 bin lira fidye istediler.
İstenen meblağın belirlenen bir noktada THKO’lulara teslim edilmesi üzerine Hakan Duman, kaçırılmasından 3 gün sonra 18 Nisan 1971 günü bırakıldı.
Hakan Duman, serbest bırakılması sonrası “Bana iyi davrandılar. İyi yemekler yedim. Muz ve et bile verdiler. Hatta tavla bile oynadık. Aileme kavuştuğum için mutluyum” diye konuştu.

“KİMSEYİ BÖYLE PERİŞAN ETME ALLAH’IM”
Psikiyatrist Rahmi Duman, 3 gün boyunca yaşadığı endişe ve korkuyu yazdığı bir şiirle kaleme döktü.
Şiir, Alaeddin Yavaşça tarafından bestelendi ve “Kimseyi böyle perişan etme Allahım yeter” adıyla ünlü bir Türk Sanat Müziği eseri oldu.
Rahmi Duman, oğlunu beklediği günlerde kaleme aldığı şiiri:
“Kimseyi böyle perişan etme Allahım yeter
Uyku tutmaz bir ümit yok, gelmiyor hiç haber
Ağlamaktan gözlerim etrafı artık görmüyor
Hazreti Yakub’a döndürdü beni hükm-i kader”

Kaynak: Ensonhaber Haber Merkezi





