Gıda Mühendisleri Odası’ndan ‘Ekokırım’ Uyarısı!

5 Haziran Dünya Çevre Günü, bir kutlama değil; doğayı, yaşamı ve geleceğimizi tehdit eden ekolojik yıkıma karşı sözümüzü büyütme günüdür. Çevre mücadelesi yalnızca doğayı koruma değil; aynı zamanda halk sağlığı, gıda güvenliği, gıda güvencesi ve yaşam hakkı mücadelesidir.

Anayasa’nın 56. Maddesi, “Herkes, Sağlıklı ve Dengeli Bir Çevrede Yaşama Hakkına Sahiptir”

“Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 56. maddesi açıkça belirtmektedir ki “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.” Bu hüküm, çevreyi korumanın etik bir sorumluluk olmanın ötesinde hukuki bir zorunluluk olduğunu da göstermektedir. Devlet ve yurttaşlar, çevreyi korumakla yükümlüdür. Bugün toprağımız, suyumuz ve havamız çok yönlü bir kirlenme baskısı altındadır. Sanayi faaliyetleri, madencilik projeleri, enerji yatırımları ve denetimsiz atık yönetimi; yaşam alanlarımızı geri dönüşü zor bir tahribata sürüklemektedir. Tarım alanlarında yoğun kimyasal kullanımı, yeraltı ve yerüstü sularını kirletmekte; hava kirliliği ise yalnızca soluduğumuz havayı değil, soframıza gelen gıdayı da doğrudan etkilemektedir. Bilimsel çalışmalar açıkça göstermektedir ki; kirlenmiş hava, su ve toprak yalnızca ekosistemleri değil, insan sağlığını da tehdit etmektedir. Gıdalardaki kimyasal kalıntılar, ağır metaller ve çevresel toksinler; uzun vadede kanser, nörolojik hastalıklar ve bağışıklık sistemi sorunları ile ilişkilidir. Bu nedenle çevre kirliliği ile gıda güvenliği birbirinden ayrı düşünülemez”

Bugün karşı karşıya olduğumuz süreç, yalnızca bir “kirlilik” meselesi de değil; giderek derinleşen bir ekokırım sürecidir. Ormanların, meraların ve tarım arazilerinin sermaye odaklı projelere açılması; zeytinliklerin, sulak alanların ve verimli ovaların ranta kurban edilmesi; doğanın sistematik olarak yok edilmesi anlamına gelmektedir. Üretim alanları yok edilirken, toplum giderek daha kırılgan ve dışa bağımlı bir gıda sistemine mahkûm edilmektedir. Bu politikalar yalnızca doğayı değil, gıda üretimini, kırsal yaşamı ve toplumun geleceğini de yok etmektedir. Bu ekokırım suçu, yalnızca bir çevre sorunu değil; açık bir halk sağlığı krizidir. Görünmeyen zararları görünür kılmak, halk sağlığını savunmak ve ekokırıma karşı mücadele etmek hepimizin sorumluluğudur.

Gıda Mühendisleri Odasından 5 Acil Talep

Ekokırım suçu ceza kanununa eklenmeli ve ağır yaptırımlara tabi tutulmalıdır. Tarım alanları, su havzaları ve ormanlar tüm madencilik faaliyetlerine kapatılmalı; Akbelen, Samandağ, İliç ve memleketin dört bir yanındaki yıkımlar derhal durdurulmalıdır. Hava, su, toprak ve gıda analiz sonuçları kamuoyuyla anlık ve şeffaf biçimde paylaşılmalıdır. Agroekolojik tarım teşvik edilmelidir. Tarım ve gıda politikaları halk yararına yeniden düzenlenmelidir. Sonuç olarak, havanın, suyun ve toprağın sermayenin sınırsız sömürüsüne kurban edildiği bir düzende gıda güvenliğinden ve gıda güvencesinden bahsetmek boş bir retorikten ibarettir. TMMOB Gıda Mühendisleri Odası olarak havamızı, suyumuzu, toprağımızı ve gıdamızı korumak için mücadele etmeye, mücadele edenlerle yan yana durmaya devam edeceğiz.

Related Posts

Botanik Nikah Ve Etkinlik Salonlarında Hedef 2027 Yazı

İnegöl Belediyesi’nin Botanik Park içerisinde hayata geçirmek adına çalışmalara başladığı Nikah ve Etkinlik Salonları projesinde çalışmalar sürüyor.

”İzmir Bilsem Zirvesi” Bilim ve Sanat Şenliği Gerçekleştirildi

İzmir İl Millî Eğitim Müdürlüğü himayesinde Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda “BİLSEM-İZ II-İzmir BİLSEM Zirvesi” açılış programı, Bornova Şehit Fatih Satır Bilim ve Sanat Merkezinde gerçekleştirildi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir